Uncategorized @tr

TÜRKİYE AFRİKA İLİŞKİLERİ

Afrika , Türkiye’nin Güneyin de yer alan İkinci Dünya Savaşı Sonrası Bağımsızlıklarını ilan etmeye başlayan 54 tane bağımsız ülkeden oluşan bir kıtadır. Dünyada hızla tüketilen ürünlerin başında gelen petrol madeninin yaklaşık olarak % 15’i Afrika Kıtası tarafından sağlanmaktadır.Bu durum Dünya düzeninde söz sahibi olan ABD ,Çin , Rusya , Japonya Hindistan gibi ülkelerin bölgeye ilgisinin artmasına neden olmuştur. Türkiye’de kendi bölgesinin dışında küresel siyasette aktif olabilmek ve uluslararası platformlarda desteğini artırabilmek adına bölge ile işbirliği arayışına girmiş ve son yıllarda bölge ile ilgili büyük atılımlarda bulunmuştur.

Türkiye’nin Afrika ile ilgisi 1998 yılında kabul edilen Afrika Eylem Planıyla başlamış ve ilerleyen süreçlerde bölgesel ilişkileri geçerek stratejik ortaklıklığa dönüşmüştür. Bunu takip eden süreç ile birlikte 2005 yılı Türkiye’de Afrika yılı olarak kabul edilmiş olup stratejik ortaklıklar ilan edilmeye başlanmıştır.Bunun ile birlikte Türkiye’nin 12 ile sınırlı olan büyükelçilik sayısı o yılda 35’e çıkartılarak stratejik ortaklığın ilk izlenimleri olarak tarihte yerini almıştır.

2008 yılında İstanbul’da Türkiye-Afrika İş Birliği Zirvesi düzenlemiş ve ortak edilebilecek bazı alanlar ile ilgili çalışmalar başlatılmıştır.Bu alanlardan bazıları şunlardır ; Hükümetler Arası İlişkilerin Geliştirililmesi , Ticaret Hacminin Genişlemesi ve Bölgesel Yatırımlar , Tarım ve Su Kaynakları Yönetimi, Sağlık , Barış ve Güvenlik, Alt Yapı ve Ulaşım , Kültür – Turizm ve Eğitim alanlarını kapsayacak şekilde stratejik ortaklığın başlanmasına karar verilmiştir. Ayrıca toplantı sonunda alınan karar ile birlikte bu iş Birliği Zirvesinin her 5 yılda 1 yapılmasına karar verilmiştir.

2010 yılında AKP hükümeti Afrika Strateji Belgesi planını uygulamaya başlatmıştır ve ilerleyen süreçlerde atılabilecek adımları kararlaştırabilmek adına  İstanbul’da ortak uygulama planı kabul edilmiştir.Bu plan ile birlikte ilişkilerin derinleşmesi ve geliştirilmesi için hangi adımların atılacağı kararlaştırılmıştır.

2014 yılında Ekvator Ginesi’nde gerçekleşen Zirve ise 2008 yılında alınan kararları gözden geçirmek ve ve ilişkilerin derinleşmesi ve kalıcı gelişmeler yapılması adına toplanmıştır. Bu Zirvede özellikle 2015-2019 yılları arasında yapılabilecek olan ortaklıklar ile ilgili olarak konular görüşülmüş ve 2019 yılında bir başka Zirvenin İstanbul’da yapılmasına karar verilmiştir.

Türkiye’de birçok kişinin yadırgadığı Afrika açılımının sebeplerinden bir tanesi Türkiye’nin küresel siyasette aktifliğini artırma isteğinden kaynaklandığı öngörülmektedir . Nitekim Prof. Elem Tepeciklioğlu bu durumu şöyle özetlemektedir  : “ Afrika ülkeleri ile ilişkilerin geliştirilmesinin birbiri ile ilişkili pek çok faktörün sonucu olduğu iddia edilmektedir. 2009-2010 United Nations Security Council (Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi) (UNSC) geçici üyeliği adaylığı, Afrika ülkeleriyle ticari ilişkilerin artırılması isteği, Türkiye’nin uluslararası politikada etkin olma çabası ile yakından ilgili olarak dış politikada ihmal edilen ülkelerle ilişkilerin geliştirmesi ve büyük güçlerin kıtaya artan ilgisi şeklinde özetlenebilecek ” ([1])

Ayrıca Türkiye’nin bölgede yaptığı Zirveler ile çok yönlü siyaset anlayışını geliştirerek Dünya üzerinde takdir edilecek bazı karşılıklar almıştır. Bunların Başında 2009 Geçici Birleşmiş Milletler üyesi olması ve Avrupa Birliği tarafından Afrika ile ilgili Türkiye’ye bazı ortaklıklar teklif etmesiyle olumlu sonuçları yakın vadede karşılığını vermeye başlamıştır.

“Türkiye’de gerekse Afrika ülkelerinde Türkiye-Afrika zirveleri düzenlenmiş, bu zirvelerin sonucunda pek çok Afrika ülkesiyle yeni işbirliği ve uygulama planları kabul edilmiştir. Bu girişimlerin neticesinde, Türkiye, 2005 yılında Afrika Birliği’nde gözlemci üye olarak kabul edilmiş, 2008 yılında Afrika Birliği’nin stratejik ortağı olmuş ve yine aynı yıl, Afrika Kalkınma Bankası’nın bölge-dışı üyelerinden birisi olmuştur.” ([2])

 

Türkiye’nin Afrika Stratejisi İle Amacı Nedir ?

Bölgesel anlamda her türlü sorumluluğu almaktan kaçınmayan Türkiye aynı zamanda Afrika’daki açılımı ile bölgedeki birçok ülke ile ilişkilerini geliştirerek hem Afrika ülkelerinin yapısal dönüşümüne yardımcı olmak hem de yapacağı katkılar ile ikili ilişkileri geliştirip küresel siyasette söz sahibi olmayı hedeflemektedir.Bölgenin terör ve yoksulluk gibi sorunlarının çözümünde aktif rol alarak daha barışçıl bir dünyanın da sağlanması adına Türkiye’nin bölgede varlığı büyük bir önem arz etmektedir . Ayrıca Türkiye son dönemde  bölgeye açılım yapan 4 büyük ülkeden birisidir diğer aktif ülkeler ise Brezilya, Hindistan ve Çin’dir. Bu durum ile ilgili Dışişleri Bakanlığı Türkiyenin bölgedeki amaçlarını şöyle özetlemektedir.

“Afrika kıtasında barış ve istikrarın tesisine katkıda bulunmak;

-Afrika ülkelerinin siyasi, ekonomik ve sosyal kalkınmalarına yardımcı olmak;

-bu amaçla, insani yardım, yeniden yapılanma, güvenlik, kamu diplomasisi ve arabuluculuk alanlarında karşılıksız yardımda bulunmak;

-Afrika’nın kaynaklarının Afrikalılara yarar sağlayacak şekilde geliştirilmesine katkı sunmak;

-ikili ilişkilerimizi eşit ortaklık ve karşılıklı fayda temelinde geliştirmek olarak sıralanabilir.

Son on yılı kapsayacak şekilde, Afrika’da en fazla varlık gösteren yükselen güçler sıralaması yapıldığında Türkiye; Brezilya, Hindistan ve Çin ile birlikte ilk dört içinde yer almaktadır.([3])

 

Hedeflerin yerine getirebilmesi adına Türkiye bölgede çalışmalarını son yıllarda özellikle artırmış olduğu gözükmektedir ve bölgede yürütülen faaliyetler Türkiye’nin Afrika açılımından ziyade Türkiye- Afrika Stratejik Ortaklık ve İşbirliği kapsamında devam etmektedir. Buna bağlı olarak Türkiye Ticari, Siyasi , İnsani Yardım olarak 3 ana eksen etrafında bölgedeki çalışmalarına devam etmekte ve düzenli olarak hükümetler arası toplantılar düzenlenmekte olup karşılıklı fikir alışverişlerinde bulunulup yapılabilecek işbirliği çalışmaları tartışılmaktadır.

Ayrıca Türkiye bölgenin altyapı ve inşaat sorunları ile ilgilenebilmek adına devlet tarafından yapılan ihalelere Türk şirketleri  ile katılım gösterebilmekte ve sorunların ortadan kaldırılması adına çalışmalarını sürdürmektedir . Bu durum sonucunda ekonomik olarak fayda sağlayan Türk İş Adamları , Afrika’yı daha yaşanılabilir hale getirebilmek adına faaliyetlerini sürdürdüğünü söyleyebiliriz. “ Türkiye’nin 2008 yılında kabul edildiği Afrika Kalkınma Bankası Grubu’na üyeliğinin beş yıl gecikmeli de olsa 29 Ekim 2013’de resmiyet kazanması, müteahhitlik sektörü başta olmak üzere bölgede faaliyet göstermekte olan Türk şirketlerine yeni iş imkânları sunacaktır. Nitekim Türk firmaları, bundan böyle kıta ülkelerinde, kurum tarafından finanse edilecek projelerin ihalelerine katılabileceklerdir.”([4])

Siyasi İlişkiler

2005 yılının Afrika yılı ilan edilmesiyle hızlanan süreçte Türkiye ve Afrika diplomatik ve siyasi olarak birçok konuda ilerleme kaydetmiştir.Bu işbirliğini derinleştirmek ve geliştirmek amacıyla öncelikle diplomatik kanallar genişletilmiş ve Afrikadaki Türk Büyükelçilik sayısı 40‘a kadar çıkartılmıştır. Bunlara takip olarak Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan Afrika nın 20’den fazla ülkesine ziyaret gerçekleştirip atılabilecek adımlar ve gelecek için işbirlikleri adına müzakerelerde bulunmuştur. Her 5 yılda 1 yapılan Afrika İşbirliği Zirvesinin yanında taraflar ara dönemlerde Bakanlar düzeyinde toplanarak işbirliği çalışmalarına devam etmiştir.Türkiye’nin bu açılımı yanlızca kendi ilişkileri açısından değil uluslararası kamuoyu tarafından da yakından takip edilmiştir. Zira son dönemlerde büyük devletlerin Afrika ile ilgisini hesaba katılırsa Türkiye’nin de çok yönlü siyasetini gelişmekte olan bir ülkenin siyaseti olarak nitelendirebilir.

“2011’de Afrika Kalkınma Bankası, UNDP ve Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu (UNECA) tarafından ortaklaşa hazırlanan Afrika Ekonomik Görünümü (AEO), Türkiye’yi Afrika’nın en önemli ortaklarından biri olarak tanımladı.”([5])

Türkiye son dönemdeki gelişen ilişkilerin neticesinde Sudan’dan Sevakin adasını Türkiye’ye özel olarak kiralayarak yatırım bölgesi olarak kulanılacağını iki taraf ta ifade etti bu durum gelişen siyasi ilişkilerden fayda etmeye başlandığını göstermiş oldu.

 

Ticari İlişkiler

Türkiye bölgedeki potansiyeli keşfederek ortaklık başlatığı stratejik ortaklık ile iş adamlarının da ilgisini çekmektedir . Hükümeler arası yapılan görüşmelerde birçok iş adamı da hazır bulunmakta ve bölgede yapılabilecek olan stratejik çalışmalar için fikir alışverişinde bulunup yatırımlarını bu bölgede yapmaya başlamaktadır. 2017 yılı itibariyle  Türk Firmaları Afrika’da 1080’e yakın projeyi üstlenmiştir ve bu ticaret hacminin giderek gelişmesine ve yaklaşık olarak 55 Milyar $ a ulaşmasıyla iki ülke için büyük kaynaklar oluşturmuştur. “ Türkiye ile Afrika kıtası arasındaki toplam ticaret hacmi 2003 yılında 5,47 milyar dolar iken, 2015’te üç katlık bir artışla bu rakam 17,5 milyar doları aştı. Aynı dönemde, ihracat 2,13 milyar dolardan 12,4 milyar dolara yükseldi. İthalat hacmi ise 3,34 milyar dolardan 5,1 milyar dolara çıktı. Türkiye ve Afrika kıtası arasındaki ticaret hacmi 2016 itibariyle yıllık 20 milyar doları geçti. Türkiye’nin Afrika’da üstlendiği bin 80’e yakın projenin toplam değeri 55 milyar dolar. Türk iş adamlarının söz konusu kıtadaki yatırımları arasında enerji, inşaat, altyapı, kanalizasyon, su arıtma, kakao ticareti ve tarım sektörlerinde ön plana çıktı.”( [6])

İnsani Yardım İlişkileri

Türkiye bölgedeki aktif siyasi ekonomik ortaklıklarının yanı sıra  insani sıkıntılara dikkat çekebilmek adına ciddi insani yardım faaliyetlerinde bulunmuştur. Buna paralel olarak Türkiye İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Yunus Emre Enstitüsü ve KIZILAY  ile bölgedeki halkın ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına gerekli yardımların sağlanmasında aktif bir rol üstlenmiştir. Bugün TİKA Afrika kıtasında 15 merkez ofisi bulundurup 37 farklı Afrika Ülkesinde aktif olarak programlar düzenlemekte ve bölgedeki bazı sorunların ortadan kaldırılmasına etkili çözümler sunmaktadır. Bölgede Türkiye’nin en çok yardım ettiği ülkelerin başında Somali gelmektedir. Keza Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan , Somali’de yapılanlar Türkiye – Afrika ilişkilerinin özeti gibidir diyerek bölgedeki insani faaliyetlerin de önemini belirtmiştir. “ Hakeza, Türkiye’nin 2012 yılında gerçekleştirdiği resmî kalkınma yardımlarının üçte birini (772 milyon dolar) Afrika ülkelerine yapılan yardımlar oluşturmuştur. Bu yardımlardan en çok yararlanan ülkeler arasında ilk sırayı Somali almıştır.” ([7])

Buna ilave olarak Türkiye bölgedeki insani yardım çalışmaları sadece bununla sınırlı değildir. Türkiye Afrikada’ki insanların yaralarını sarabilmek adına 2014 ‘te Sudan ile birlikte ortaklaşa olarak bir Eğitim ve Araştırma Hastanesi açtı. Ayrıca Somali’de Recep Tayyip Erdoğan adında bir Eğitim Araştırma Hastanesi bölgedeki halkın hizmetine sunuldu.

Değerlendirme

Türkiye’nin uzun yıllar boyunca ihmal ettiği bölgelerden birisi Afrika bölgesi olduğunu söylemek mümkün ne var ki son dönemde iyice derinleşen ve gelişen ilişkiler sayesinde bölge ile yakın ilişkilere girilmiş ve “kazan- kazan” mantığıyla iki tarafında çıkarları gözetilerek anlaşmalar yapılmaya başlanmıştır. Bölgedeki kaynaklar büyük devletler tarafından farkedilmş olacak ki son dönemlerde özellikle dünyada Süper Güç olarak kabul edilebilecek ülkeler olan ABD, Rusya , Çin gibi ülkelerin de bölgeye olan ilgilerini artırdı. Bunun temel sebeplerinden bir tanesi Afrika’nın Dünya petrol ihtiyacının yaklaşık olarak % 15’ini karşılıyor olmasındandır.Ayrıca Afrika sanayi devletlerinin ihtiyaçlarını karşılayacak olan ham maddelerin sağlanması için büyük fırsatlar sunan bir bölgede yer almaktadır bu durum büyük devletlerin iştahını kabartmış olarak gözükmekte olduğundan bu devletler Afrika ülkeleri ile olan ilişkilerini düzeltmeye ve daha güçlü ilişki kurmaya başlamışlardır.Özellikle BRICS ülkeleri Afrika ile yakın temas kurarak ticaret hacimlerini genişletmeyi hedeflemektedir.

Bu gelişmeler ışığında Türkiye bölgede insani yardım ve Afrika’nın altyapı sorunlarına öncelik vererek özelikle Sahra Altı Afrikası olarak tabir edilen bölgede aktif roller almaya başlamış olması sonucu bölge halkının sempatisini kazanmıştır. Bunlara ek olarak yürütülen kültürel ve insani diplomasi ile TİKA , Kızılay ve Yunus Emre Enstitüsü ile Türkiye bölgede ofisler açarak gönüllülük esasına dayalı olarak insani ve kültürel faaliyetlerini devam ettirmektedir.Ayrıca Türk Hava Yolları Afrika’ya olan direkt sefer sayılarını (51 şehir ) artırarak bölgeye uçuşlar sağlaması da ikili ilişkilerin geliştiğinin diğer bir göstergesi olarak yorumlanabilir.

Diğer ülkelerin dışında Türkiye’nin su kanalları açması , yolların ve binaların imarı , hastane inşaasında aktif rol alması Türkiye’yi Afrika halkının gözünde daha da sempatik hale getirmiştir.Zira diğer devletlerin genelde ekonomik ve siyasi ilişkilerden fazlasını yapmaması zaten yıllar boyunca sömürge altında olan Afrikalı halka insani değerler açısından fazla birşey katmamıştır.Bununla birlikte Türkiye’nin Afrikalı öğrencilere yönelik açılımı da dikkat çeken etmenlerden bir diğeridir. Bu öğrencilere daha kaliteli bir eğitim sunan Türkiye ayrıca kendilerine burs ödeneği de ayırmış durumda olduğundan Afrikalı öğrencilerin uğrak noktası haline gelmiş durumdadır. “AA muhabirinin, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Afrika Araştırmacıları Derneği (AFAM), Mülteciler Derneği ve Uluslararası Öğrenci Dernekleri Federasyonu (UDEF) verilerinden derlediği bilgiye göre, Türkiye’de resmi sayısı tam olarak bilinmemekle birlikte 1,5 milyondan fazla Afrikalı yaşıyor.”([8])

Açıklanan verilerden de anlaşılacağı üzere Afrikalı vatandaşlar Türkiye’yi kendi ülkelerinde bulunan diğer devletlere oranla daha çok benimsemiş durumda bu da Türkiye’nin Afrika açılımın ne kadar tutarlı ve doğru bir şekilde ilerlediğinin diğer bir göstergesi olarak yorumlanabilir.Sonuç olarak çok yönlü siyasetin bir parçası olarak başlayan Afrika açılımı ikili ilişkilerinde geliştirilmesi ile birlikte bir açılımdan ziyade stratejik ortaklık ve işbirliğine dönüşmüş durumdadır ve bu durumdan her iki tarafında fayda sağladığını gözlemlemek mümkündür.

[1] Tepeciklioğlu, E. E. (2012). Afrika Kıtasının Dünya Politikasında Artan Önemi ve Türkiye-Afrika İlişkileri. Ankara Üniversitesi Afrika Çalışmaları Dergisi1(2), 59-94.

[2] Tepeciklioğlu, E. E. (2012). Afrika Kıtasının Dünya Politikasında Artan Önemi ve Türkiye-Afrika İlişkileri. Ankara Üniversitesi Afrika Çalışmaları Dergisi1(2), 59-94.

[3] http://www.mfa.gov.tr/turkiye-afrika-iliskileri.tr.mfa

[4] http://www.ustkip.org/tr/ustkip-haberler/117-2-tuerkiye-afrika-birlii-zirvesi-yaklarken-likilerin-goeruenuemue

[5] https://www.yenisafak.com/hayat/20-yilinda-turkiyenin-afrika-acilimi-2804288

[6] https://www.yenisafak.com/ekonomi/afrika-acilimi-2606238

[7] Afrika Ülkeleri İle İlişkiler”, T.C. Dışişleri Bakanlığı, http://www.mfa.gov.tr/turkiye-afrika-iliskileri.tr.mfa

(12.12.2013). ; Türkiye-Afrika ekonomik ilişkilerinin detayı için bkz. Sedat Aybar, “Yeni Türk Afrika

Ekonomik İlişkileri ve Eski Engelleyici Söylem: Afro-Pesimizm”, TASAM (Türk Asya Stratejik

Araştırmalar Merkezi), http://tasamafrika.org/pdf/yayinlar/23-saybar.pdf (14.12.2013).

[8] http://www.mynet.com/haber/guncel/turkiyedeki-afrikalilar-afrika-kitasinin-yeni-umut-kapisi-3538429-1

Başa dön tuşu
Kapalı